Teknoloji çok hızlı ilerliyor, zaman su gibi akıp geçiyor. Pandemi nedeniyle olağanüstü bir yıl haline dönüşen 2020’nin sonuna geldik sayılır. Covid-19’un gölgesinde yeni nesil Sony Playstation 5 ve Microsoft Xbox Series X konsolları bizimle buluşuyor ve oyun deneyimimiz jenerasyon değiştiriyor.

Yeni konsolların gelişinin şerefine, şöyle bir geçmişlerine baktığımızda onlarla özdeşleşmiş bazı oyunlar gelecektir aklımıza. Bu oyunların bir kısmı her yeni konsol jenerasyonuyla birlikte değişim geçirdi ve yeni bir yüzle tekrar tekrar karşımıza çıktı.

Bu oyunlar arasında bir çoğumuz için God of War‘un yeri ayrıdır. Playstation 5 için geliştirilen yeni bir oyunla karşımıza çıkmaya hazırlanan God of War, yıllardır sürdürdüğü kalitesiyle Sony’nin en önemli fikri mülkleri ve “konsol aldıran” oyunları arasında kalmayı başardı.


Far Cry oyun serisi hepimizin malumu. Cevat, Avni ve Faruk Yerli’nin 1999 yılında Almanya’da kurdukları Crytek‘in geliştirdiği Far Cry, daha sonra Ubisoft’un üretim bandına girdi. Bugüne geldiğimizde ise artık saymayı bıraktığımız kadar oyun barındıran devasa bir fikri mülk olarak karşımıza çıkıyor Far Cry.

Artık serinin kaçıncı oyununda olduğumuzu hatırlamadığımız bu yapımın çıkış oyununu anımsıyor musunuz? Evet, ilk Far Cry’dan bahsediyorum. 2004 yılının mart ayında bilgisayarlarımıza teşrif eden, tropik bir adadan kaçmaya çalışan Jack Carver’ı kontrol ettiğimiz oyun. Crytek’in geliştirdiği ilk ve tek Far Cry oyunu.

Image for post
Image for post
Far Cry’da düştüğü adadan kurtulmaya çalışan Jack’i yönetiyoruz. Geçmişte birçok kez yeltenmiş olsam da, oyunu bitirmeyi başaramamıştım. Kısmet bu seneyeymiş.

Far Cry ve Ben

Açıkçası bugüne kadar Far Cry ile inişli çıkışlı bir ilişkim oldu. Birkaç kez kendisini bitirmeye yeltendim ama her seferinde başarısız oldum. Velhasılıkelam, 2020 yılında gerçekleştirdiğim son denemede gülen taraf ben oldum ve 20 saat harcayarak oyunun credits ekranını görmeyi başardım. …


Image for post
Image for post

Temmuz ayında Katar’ın Covid-19 pandemisiyle mücadelesini anlatan bir yazı kaleme almıştım. Aradan üç aydan fazla zaman geçmişken bu sefer diğer Körfez ülkelerini de işin içine katarak yeni bir değerlendirme yazısı yazmaya karar verdim.

Bu yazıdaki amacım Körfez ülkelerinin her birinin farklı değişkenlere sahip olduğundan yola çıkarak, eldeki veriler ışığında pandemi mücadelelerine genel bir bakış atmak olacak. Okudukça ve ülkelerin ne kadar farklı yaklaşımları olduğuna tanık oldukça körfez ülkelerine dair bakışınızda bazı değişiklikler olabileceğini düşünüyorum. Başlamadan, kullandığım verilerin 25 Ekim 2020 tarihli Worldometers sitesi verileri olduğunu belirtmek istiyorum.

İlk olarak temmuz ayındaki yazımda değinmiş olduğum Katar’dan başlayalım.

Image for post
Image for post
2011 yılından beri yaşadığım Katar, o günden bu güne büyük değişiklikler geçirdi. Covid-19’un ilk dalgasından nasibini alan Katar, ikinci bir dalganın ülkeyi vurmaması için gerekli adımları atmış görünüyor.

Katar’da Pandeminin Güncel Durumu

Önceki yazıma göz atarsanız Temmuz 2020 döneminde kademeli bir normalleşme sürecinin yaşanmakta olduğunu ve işlerin bir anlamda kontrol altına alınmaya çalışıldığını belirtmiştim. Aşağıda, Worldometers sitesinden aldığım 25 Ekim 2020 tarihli tabloda Katar’ın hedeflerine ulaştığını görüyoruz. …


Tarih kitaplarında okuduğumuz başarılar ve kahramanlıklar onları gerçekleştiren kişilerin konfor alanlarını terk etmeleri sonucunda meydana gelmiştir. Hiçbir değişim, gelişim ve dönüşüm biz konfor alanlarımızın yeşil çimlerinde uzanıp bulutlara bakarak hayallere dalmışken gerçekleşmemiştir.

Hedeflerimize ulaşabilmek için çok çalışmamız, önümüze çıkan zorlukları aşmamız ve içinde kapalı kaldığımız kutunun dışına çıkmamız gerektiğini biliriz. Bunları gayet iyi bilmemize rağmen, kutunun dışına çıkmak, bu uğurda çabalamak ve gerekli adımları atmakta zorlanırız. Tanımlayamadığımız bir güç bizi bulunduğumuz yere çiviler sanki. O sihirli ilk adımı atmakta bin bir zorluk yaşarız.

Benzer bir şekilde, geri dönülemez sonuçları olacak bir karar almak zorunda kaldığımızda korkularımız, çekincelerimiz ve tereddütlerimiz sarar dört bir yanımızı. Düşüncelerimizi bir sis bulutu kaplar. Ya yanlış karar verirsek? Ya başarısız olursak? Ya yüzümüz kızarırsa? Ya eleştirilirsek? Ya kaybedersek? Ya sevilmezsek? Ya reddedilirsek? …


Keyfim bir hayli yerinde doğrusu. Çünkü oyun tarihine adını altın harflerle yazdırmış Witcher 3 hakkındaki izlenimlerimi sizinle paylaşmak üzere karşınızdayım. Neresinden övmeye başlasam, hangi kısmına yoğunlaşsam bilemiyorum. Öte yandan şu anda ben bu yazıyı kaleme alırken, Witcher 3’ten biriktirdiğim anılarım bir bir gözümün önünden geçiyorlar. Her anı parçacığı, o unutulmaz sahneleri tekrar yaşamamı sağlıyor sanki. İşte böyle hislere gebe bir oyun The Witcher 3: The Wild Hunt. Yalnızca oynamakla kalmadığınız, hayatınızın boyunca hatırlayacağınız bir oyun deneyimini iliklerinize kadar hissetmenizi sağlayacak bir baş yapıt…

Image for post
Image for post
The Witcher 3: Wild Hunt gelmiş geçmiş en iyi rol yapma oyunlarından birisi. Belki de tarihin en iyi oyunlarından birisi.

Witcher 1–2 ve Şimdi de 3

Hatırlarsanız Polonya menşeli oyun stüdyosu CD Projekt Red’in ilk Witcher oyunu olan The Witcher’ı ve serinin ikinci oyunu olan The Witcher 2: Assassin’s of Kings’i bitirmiş ve onlara dair deneyimlerimi ve düşüncelerimi daha önce sizinle paylaşmıştım. …


Zaten biliyorsunuzdur ama ben ne olur ne olmaz değinmiş olayım: İthaki’nin Bilimkurgu Klasikleri Serisi’nin içerisinde gerçekten çok güzel kitaplar var. İnsanın göl kenarındaki bir dağ evine kaçıp, geceleri semadaki yıldızlar ve ay ışığına eşlik eden cırcır böcekleri ile birlikte art arda hepsini okuyası geliyor.

Bu birbirinden güzel kitapların bulunduğu serideki eserler arasında, bilimkurgunun büyük üçlüsünden birisi olarak anılan Sir Arthur C. Clarke’ın Çocukluğun Sonu (Childhood’s End) kitabı da yer alıyor. …


Image for post
Image for post
Salvador

23 Şubat 1938

Saint Germain, Paris, Fransa

Sevgili Stefan,

Bu sabah postacı mektubunu bana ulaştırdığında o kadar sevindim ki, tahmin dahi edemezsin. Az kalsın mutluluktan postacının terini silmek için çıkarttığı şapkasının altındaki kel kafasını öpecektim. Neyse ki kendime hâkim olmayı başardım. Normalde irademi kontrol etmeye ilişkin ciddi zaaflarım olduğunu biliyorsun. Fakat merak etme, üzerine çalışıyorum. İple çektiğim bir sonraki görüşmemizde ilerlemeyi senin de not edeceğine inanıyorum.

Yaptığımız yazışmalardan gerçekten büyük bir haz duyuyorum. Duygularımızın karşılıklı olduğunu bilmek, senden gelen mektupları daha büyük bir coşkuyla elime almama neden oluyor. Şu dünyada senin beyin kıvrımlarından dökülen düşünce şelalelerinde yıkanmak kadar bana keyif veren çok az şey vardır. Yalnız burada bir durmam gerekecek; biricik eşim Gala’ya haksızlık etmek istemem. Yaptığı havuçlu tarçınlı keklerden aldığım her ısırık seninle fikir denizlerinde yaptığımız seyahatlere taş çıkartacak bir tatmin duygusu yaşatıyor. Mutlaka denemelisin. Hatta, madem mektubunda beni çok mutlu ederek Paris’e geleceğinin haberini vermişsin, burada olduğun süre boyunca bizimle kalmaktan başka bir seçeneğin olmadığını söylemek isterim. Bahane kabul etmiyorum. Sadece beş günlüğüne Paris’e geliyorsun ve bu seyahati sırf benim yıllardır hayalini kurduğum o görüşmeyi gerçekleştirmek için yapıyorsun. Paris gecelerinde kafanı yastığa koyduğunda çıplak ve ruhsuz bir otel odasının boyası gelmiş tavanına bakmana gönlüm razı gelmez. Konuyu Gala ile de konuştum. Senin geleceğini öğrenince çok sevindi. Hemen seyahat tarihlerine uygun parti ve davet organizasyonu programları yapmaya başladı. Sakin olmasını söyledim. Onu ikna edeceğimden şüphen olmasın. Büyük oranda kafanı dinleyebileceğin ve kalan zamanlarda uzun uzun sohbet edebileceğimiz bir ortam sağlayacağım sana. …


Katar’ın Covid-19 rakamlarına baktığınızda ilk gözünüze çarpacak istatistik vaka/nüfus oranının yüksekliği olacaktır. Yaklaşık 2,800,000 nüfuslu bir ülke olan Katar’da, Dünya Sağlık Örgütü’nün sitesinden aldığım, 20.07.2020 tarihli aşağıdaki görselde görebileceğiniz resmi rakamlara göre 106,648 pozitif vaka tespit edilmiş.

Bir alttaki istatistik ise olumlu anlamda dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor: Katar 100,000’i aşkın vaka sayısına rağmen yalnızca 157 ölüm bildirmiş durumda.

Aynı vaka sayısına sahip başka ülkelerle kıyaslandığında bu oran şaşırtıcı bir başarı hikayesi anlamına geliyor. Peki Katar’ın tüm dünyada nüfusundaki vaka yoğunluğu en yüksek ülkelerden birisi olmasına karşın bu kadar az ölüm bildirmesinin arkasında nasıl bir gerçek var?

Image for post
Image for post
Dünya Sağlık Örgütü’nün internet sitesinden ülkelerin salgın istatistiklerine ulaşabilirsiniz.

Bu soru herkesin aklında belirdiği için, Katar Toplum Sağlığı Bakanlığı günlük Covid-19 güncellemelerini paylaşırken bu noktaya da değinme gereği duymaya başladı. Bakanlığın genel açıklaması…


Image for post
Image for post
Murat Gülsoy’un 2019 yılında çıkan romanı Ve Ateş Bizi Çağırıyor’un kapak görseli

Murat Gülsoy bende yeri ayrı olan bir yazar. Kurmaca mutfağının gizli tariflerini yazar olmak isteyenlerle paylaşmaktan zevk duyan bir öğretim üyesi aynı zamanda. Kurmacanın çok bilinmeyenli denklemlerini okuyucuya kurgu içerisinde çözdüren dahiyane bir yaklaşımı var. Kitaplarını okurken gazetelerin hafta sonu eklerinde verilen kare bulmacaları çözüyormuş gibi hissettiğiniz sayısız an oluyor. Bunun verdiği hazzı tecrübe etmesi bile keyifli.

Daha önce Murat Gülsoy’un Bu Filmin Kötü Adamı Benim romanına ilişkin düşüncelerimi sizlerle paylaşmıştım. Hatta bende yeri ayrı olan Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık kitabından aldığım notlardan üç ayrı blog yazısı çıkartmıştım. Üzerinden dört sene geçmiş olmasına rağmen zaman zaman döner o notlarıma bakarım. …


Seversiniz sevmezsiniz onu bilemem ama kabul etmeniz gereken bir durum var: Avrupa’da top koşturan Türk futbolcular lejyoner tanımlamasıyla bizi yurt dışında nasıl temsil ediyorsa, Orhan Pamuk da benzer bir misyonu edebiyat dünyasında gerçekleştiriyor. 2006 yılında kazandığı Nobel Edebiyat Ödülü, doğal olarak daha da ön plana çıkmasını ve tanınırlığının artmasını sağladı. Ödülü almasından bir sene kadar önce hakkında açılan dava süreci uzun bir süre gündemi meşgul etti ve tam da bu dönemde kendisine Nobel verilmesinin siyasi nedenleri olduğu yazıldı çizildi. Tüm bunlar bir yana, Orhan Pamuk’un eserlerinin büyük bir ilgiyle takip edildiği ve içeriğinin tüm detaylarıyla tartışılıp irdelendiğini biliyoruz. …

About

Ufuk Yasin Yurtbil (Düşlerden Gerçeğe)

İnşaat mühendisi, metin yazarı, blogger, öykü yazarı. Katar'da yaşam, sinema, edebiyat, oyun dünyası, Fenerbahçe, kurmaca öyküler ve insana dair her şey üzerine

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store