Başlangıç (Origin) — Dan Brown’dan Gizem Dolu Bir Roman Daha

Dan Brown sürükleyici kitap yazma konusunda başarılı bulduğum bir yazardır. Ustalıkla işlediği kurgu olayları, gerçek bilgiler ve kişiler ile harmanlayıp okuyucuyu içine hapseden, sürekli bir sonraki adımı merak ettiren romanlar yazdığını düşünüyorum. Bu nedenle de okumaktan keyif aldığım bir yazardır.

2017 yılında yayımladığı Başlangıç (Origin) isimli romanında, her ne hikmetse kendini sürekli bir çatışmanın, gizemin ve entrikanın içinde bulan Profesör Robert Langdon’ın yeni bir macerasına yelken açıyoruz. En son Inferno (Türkçe’ye Cehennem adıyla çevrilmişti) romanında bıraktığımız Langdon bu sefer İspanya’da geçen bir macera ile karşımıza çıkıyor.

Başlangıç, zengin bir girişimci ve uslanmaz bir ateist olan Edmund Kirsch’in insanlığın nereden geldiğini ve nereye gittiğini çözdüğünü iddia etmesini ve bunu tüm dünya ile paylaşma hevesinin öncesini ve sonrasını işleyen durmak bilmez bir aksiyon ve gizem sarmalı olarak özetlenebilir. Tabi tüm bunların Dan Brown’ın artık aşina olduğumuz sinematografik anlatımı, başarılı kurgusu ve yalın dili ile birleşince önceki kitapları ile benzer bir deneyim sunduğunu belirtmek gerekiyor. Sonuçta Dan Brown romanlarının bilinen bazı noktaları var ve bunlar her kitapta tekrar ediyor. Başlangıç bu açıdan bir farklılık sunmuyor. Hatta eksik kaldığı yönler de var.

Image for post
Image for post
Başlangıç — Dan Brown kitaplarının ortak özelliklerini sayınız

İyi giriş, kötü bitiriş

Başlangıç’ı okumaya ilk başladığımda konunun ilgimi çektiğini, hikâyenin merak uyandıran mistik bir havası olduğunu hissettim. İlk yüz sayfayı bir çırpıda okudum. Kitap beni içine hapsetti. Tabi bunda ustaca yazılmış, iç baymayan ama ortamı kâfi ölçüde betimleyen tasvirlerin ve anlatımın da payı büyük. Ben kitabı Altın Kitaplar baskısı ve Petek Demir İncek’in çevirisiyle okudum. Çevirinin başarılı olduğunu düşünüyorum. Kitabın kapak tasarımı ve baskısı da güzel. İyi bir iş çıkartılmış.

Kitabın içeriğine dönersek, ilk yüz sayfada beni alıp götüren hikâyenin sayfalar geçtikçe tempo kaybettiğini ve yaratıcılıktan uzaklaştığını düşündüm. Bir noktadan sonra tipik bir Dan Brown kitabının içerisinde, çatışmalar, kovalamacalar, bilmece ve gizem çözme sarmalının içinde kaldığımı fark ettim. Aynı espriyi birçok kez yapınca tadının kaçması gibi bir durum var artık Dan Brown kitaplarında. Okur daha iyisini istiyor. Daha iyisi olmasa bile, biraz değişik şeyler okumak istiyor. En azından ben Başlangıç’ı okurken böyle hissettim.

İspanya’nın tarihi yapılarının, kraliyet ailesinin ve toplumsal yapının içerisinden bilgiler öğrenmek hoş olsa da, kitabı okumayı bitirdikten sonra tüm bunların uçup gideceğini biliyordum. Çünkü kitap tüm bu sahnelerin fotoğrafını çekip beynime işlemem için yeterince done veremedi bana. Oradan oraya koşturup duruyorduk ama kitabın ilk yüz sayfasındaki harikulade ortam ve işleyişin peşinden, sıradan bir Dan Brown kovalamacası okuduğumu fark etmek bende hayal kırıklığı yarattı.

Başlangıç çok iyi başlayıp, maalesef devamında burun kıvırdığım bir roman oldu. Oysa beklentim bundan daha iyi bir kitap okuyacağım eğilimindeydi. Tabi Başlangıç’ın sahip olduğu başarılı sinematografik yapısı, (Dan Brown’ın birçok romanında olduğu gibi) olası film uyarlaması için uygun bir ortam oluşturuyor.

Bakalım Hollywood Dan Brown romanlarından film yapmaya devam edecek mi? Dan Brown da aynı tarz kitap yazmayı sürdürecek, biz de okuyacak mıyız? Tüm soruların cevabı evet gibi görünüyor.

Image for post
Image for post
Başlangıç — Dan Brown’ın gizem yüklü sürükleyici hikayeler yazma konusunda yetenekli olduğu kesin.

Altını çizdiklerim ve not ettiklerim

-“Bir fütürist neden geçmişle bu kadar ilgilensin? Yoksa ünlü ateistimiz sonunda Tanrı’yı mı buldu?”

Edmund esaslı bir kahkaha patlatmıştı. “Keşke! Sadece neyle rekabet ettiğimi ölçüyorum Robert.”

-“Zamanında Galileo, Bruno veya Kopernik’in yaptığı buluşlardan daha ikna edici değildi. Dinler daha önce de bu güçlükleri atlattılar. Şu anda bilim kapımızı bir kez daha yumrukluyor, o kadar.”

-“Şey, genellikle sorulan soru budur, öyle değil mi? Sizin klasik sanat dünyanızda eserler sanatçısının icra kabiliyetine göre, fırçasını tuvale, keskisini taşa nasıl vurduğuna bakılarak saygınlık kazanır. Ama modern sanatta bir eserin başyapıt olması genellikle uygulamaya değil fikre bağlıdır.”

–Bilgisayarlar sanat üretmeye başladığında sanatçısı kim olacaktı? Bilgisayar mı yoksa programcısı mı?

Çok can alıcı bir soru değil mi? — Ufuk

-“İnsan beyni için herhangi bir cevap, hiç cevap alamamaktan iyidir,” diyerek açıkladı. “Yetersiz veri” diye bir şeyle karşılaştığımızda büyük bir rahatsızlık hissederiz. İşte bu yüzden de beyinlerimiz veriyi kendisi uydurur. Görünmeyen dünyada gerçekten de bir düzen bulduğuna emin olmamız için çok sayıda felsefe, mitoloji ve din oluşturur. Böylelikle en azından bir düzen varmış yanılgısına düşürür.”

Artık bilimin doldurduğu boşluk çok daha fazla. — Ufuk

-“Günümüzün en hızlı bilgisayarının abaküs gibi kalacağı; en gelişmiş ameliyat yöntemlerinin barbarlık gibi geleceği; enerji kaynaklarının odadaki mum ışığı gibi antika görüleceği zamanlar bundan çok uzak değil.”

-Garza gerçek gücün fiziki kudretten değil siyasetteki kozlardan kaynaklandığını çok önceleri öğrenmişti.

-Bir ucunda geçmiş, bir ucunda gelecek, çekiştirilen bir değnek.

-Şehir efsanesine göre bilgisayara “HAL” ismi verilmişti, çünkü alfabetik olarak “IBM”den bir önceki harflerden meydana geliyordu.

-Espri anlayışı programlanamıyor… ancak öğrenilebiliyor.

-“Düşmanlarınız mı var? Güzel. Demek ki hayatta bir şeylerin mücadelesini vermişsiniz.”

-Tanrı’yı öldürmek için insanın Tanrı olması gerektiğine dair bu cüretkâr fikir…

-Tanrı’yı silenler… Tanrı olmak zorundadır.

-Yaşarken kendini üstün görenler, ölürken en çok korkanlardır.

-Bizler mekanizmanın içinde yer alan etkileşimlerin bütünüyüz.

-Her şeyi bilen bir Tanrı tarafından yargılanma korkusu, insanlar arasındaki cömertliği artırıyor.

-Başlangıçta, insan Tanrı’yı yarattı.

Ne kadar anlam yüklü bir ifade… -Ufuk

-“ve tarih kanıtlamıştır ki, hiç beklenmedik yerlerde ahmaklar aşırı milliyetçilik ve hoşgörüsüzlük dalgalarının tepesinde defalarca iktidara yükselebilir.”

Kitabı satın alabileceğiniz bir kaç adres:

Idefix

D&R

Kitapyurdu.com

Yazının özgün haline www.duslerdengercege.com sayfasından ulaşabilir, e-posta bültenine üye olarak yazılarımdan yayımlandıkları anda haberdar olabilir, Düşlerden Gerçeğe’yi sosyal ağlardan takibe alarak paylaşımlarımı görebilirsiniz.

Düşlerden Gerçeğe (@ufukcizgisi) | Twitter

Düşlerden Gerçeğe

Ufuk Yurtbil (@gurlo) * Instagram photos and videos

Written by

İnşaat mühendisi, metin yazarı, blogger, öykü yazarı. Katar'da yaşam, sinema, edebiyat, oyun dünyası, Fenerbahçe, kurmaca öyküler ve insana dair her şey üzerine

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store